Archive for: Kasım 2012

Sandblasting Of Denim in Turkey

Sandblasting Of Denim in Turkey

Approximately eight to ten thousand workers live not knowing that they are in danger of an illness, more than half of these are affected but not aware of their illness, hundreds more of them fight against this illness and unfortunately many of them have lost their lives to this illness.

In Turkey the laborers who work in the sandblasting of denim develop the illness called silicosis.

It is estimated that at least eight to ten thousand workers have been employed in sandblasting workplaces. Particularly from 2000 onwards, the sandblasting of denim was extremely widespread in the garment sector.

Silicosis is one of the oldest occupational diseases. It occurs most frequently in the industries of mining, ceramics manufacturing, tunnel and road construction, and iron foundries, among others, due to high exposure to silica dust (granite, stone – sand’s dust). Although widespread throughout the world, the first time this disease was associated anywhere with the sandblasting of denim was in Turkey in 2005.

As the name implies, ‘sandblasting’ is the erosive/abrasive process applied to denim using air compressors to blow out sand under pressure in order to bleach and to batter the denim. Exposure to intense dust by inhalation of the particles present in the workshop atmosphere during this process causes silicosis in the lungs.

The illness generally occurs after 20-30 years of exposure in the mining industry; on the other hand, in the case of sandblasting where the laborers are exposed to intense dust, it may occur in less than 1 year, even after only 6 months of exposure. There is as yet no known cure for this illness.

Silicosis is classified as an “occupational disease” in the sandblasting of denim. WHO accepts that silicosis is a work-related illness caused by inhaling the sand’s dust and that it is most definitely preventable.

The majority of workers are employed informally (without any social security). There are many foreign and child workers among them who are employed illegally and without social security. We know that there are many foreign laborers from Romania, Moldavia, Azerbaijan and Georgia who were employed illegally and who have subsequently died in their home countries of this fatal illness.

Responsible parties are not necessarily the small workplaces but rather the big multinational companies. Many attempt to present the sandblasting of denim as the responsibility of an individual enterprise, but it must be recognized that this process is actually demanded by the global brands. We conducted many interviews with former workers. They clearly recalled and pronounced brands such as LEVI’S, STROM JEANS, COLLEZZIONE, DOLCE & GABBANA, LITTLE BIG, ADİL IŞIK, MAVİ JEANS, and the like. Apart from their testimonies, we lack any document or evidence to prove these claims.

WE, AS LABORERS DISEASED OF SILICOSIS IN TURKEY, CALL ALL WORLD LABORERS TO SUPPORT OUR FIGHT.

Sandblasting of denim has been forbidden in Europe since the 1960’s. After the prohibition of sandblasting in Europe, manufacturing moved into other countries like Turkey, Bangladesh and Syria. There are countless illegal and child laborers involved in this work without social security, as, unfortunately, it is a way of cutting costs. But the real responsibility of this calamity lies with the big multinational companies who carry on business with subcontractors in different regions of the world without any regard to the serious threats caused to the health and lives of the workers.

Manufacturing and sales of ‘sandblasted’ jeans must be prohibited all over the world. The Turkish Government has been inactive in this process for a long time due to ongoing international competition. Since March 2009 denim sandblasting has been banned in Turkey by the Ministry of Health. Nonetheless, the Ministry of Labor and Social Security have not taken any action in accordance with the decision of the Ministry of Health.

All sandblasting laborers’ health care, including all physical examinations and treatments should be assured by the government, regardless of the workers’ social security status. The workers who are diagnosed as sick should benefit from social security and pensions without delay, even during the ongoing lawsuit period.

All authorities who are responsible for the victims of silicosis should be held responsible by law for not performing necessary inspections and not fulfilling their duties.

A commission should be constituted from representatives of the trade associations and trade unions concerned, as well as from the Ministry of Labor and Social Security, in order to determine the average disability of and compensation for laborers without delay.

‘National Strategy for Pneumoconiosis Prevention’ (2007) prepared by the Ministry of Labor and Social Security in accordance with resolutions of Joint ILO-WHO Committee on Occupational Health and Safety should be carried out without any delay.

Sandblasting workers set up a committee on 9 June, 2008: THE SOLIDARITY COMMITTEE OF SANDBLASTING LABORERS. Our committee carries out a support campaign and calls for your support in order to help laborers pay the mandatory fees of the trials and to have voluntary lawyers give their help.

Destekçilerimiz

Medya Takip – MTM Medya Takip Merkezi

Adres: Hacer Hanım Sokak No:6 34590 Bahçelievler/İstanbul
E-Posta: mtm@medyatakip.com
Telefon: +90 212 442 20 82

Faks: +90 212 442 20 85

Web Hosting – YeniHayat Bilişim Teknolojileri A.Ş.

Adres:YeniHayat – Kabataş
İnebolu Sokak
Dünya Han 15/A
34427, Setüstü – Kabataş Beyoğlu / İstanbul
E-Posta: bilgi@yh.com.tr
Telefon: +90 212 292 04 46
Faks: +90 212 292 04 93

 

Silikozis Nasıl Bir Hastalık

Silikozis Nasıl Bir Hastalık?

Kot kumlama, kotların beyazlatılması, eskitilmiş görünüm verilmesi için, kumun kuru hava kompresörleriyle kotların yüzeyine tutularak aşındırılması işlemine verilen ad. Bu uygulama sırasında solunan tozlar akciğerde silikozis hastalığına yol açıyor. Silikozis yeni bir hastalık değil, esas olarak madenlerde, dökümhanelerde, tünel ve yol yapımı işlerinde, seramik vb işkollarında çalışan işçilerin silika tozuna (granit taş-kum tozu) maruz kalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık. Ancak, kot taşlamacılığına bağlı silikozis, dünyada ilk kez 2005 yılında ülkemizde görüldü. Bilinen klasik silikozis hastalığı en az 10 yıllık bir çalışma sonrası, silika içeren kumun veya tozun solunmasına bağlı olarak ortaya çıkan, nispeten yavaş seyirli bir hastalık. Hastalarda genelde 50-60’lı yaşlarda şikayetler başlıyor, zamanla akciğerin etkilenme derecesine bağlı olarak kalp yetmezliği gelişebiliyor. Hastalık aynı zamanda akciğerdeki koruyucu mekanizmaları zayıflattığı için tüberküloz (verem) ve akciğer kanseri gelişme riskini artırıyor. Solunan toza karşı vücut savunmasının verdiği cevaba bağlı olarak akciğerlerde fibrozis denilen bir çeşit katılaşma oluyor. Belli bir dönemden sonra işçi o işten ayrılsa bile hastalık ilerleyebiliyor. Hastalığın ilerlediği durumlarda solunum giderek bozuluyor ve ne yazık ki hastalık ölümle sonlanabiliyor. İlerlemiş hastalığın şu anda bilinen bir tedavisi yok. Çok zor olsa da akciğer nakli yapılabiliyor, fakat bazen bu durumda bile hastalık nüksedebiliyor. Ayrıca, ülkemizde henüz gerçekleşen başarılı bir akciğer nakli sözkonusu değil.

Kot Kumlama İşçileri Neden Yüksek Tehdit Altında?

Hastalık genellikle madencilerde 20-30 yıllık çalışmadan sonra ortaya çıkıyor, ama kot taşlama işçilerinde olduğu gibi eğer çok yoğun toza maruz kalınırsa birkaç yıl içinde ortaya çıkıp hızla gelişen bir hastalık halini alabiliyor. Tekstil işkolunun tamamında yaşanan çalışma koşullarına benzer biçimde, kot atölyelerinde işçiler günde ortalama 12 saat çalıştırılıyor. Bu işte kullanılan özel kum değerli olduğu için, patronlar kum zayi olmasın diye işçileri havalandırmanın olmadığı, hatta pencerelerin sıkı sıkıya kapatıldığı ortamlarda çalıştırıyor. Oysa, bu işyerinde havalandırmanın çok iyi sağlanması ve işçilerin kum tozunun karıştığı havayı solumamasını sağlayacak özel giysiler giymesi gerekiyor. Burada önemli olan şudur: Silikozis solunan kum tozunun sebep olduğu ÖNLENEBİLİR bir hastalıktır. Mevcut ağız maskeleri koruma sağlamaz! Ya tamamen kapalı alanlarda, kolların dışarıdan robot-yapay kol gibi bir mekanizma içinden kullanıldığı sistemlerde yapılmalı ya da astronot kıyafetlerine benzer dışarıdan havalandırılan ya da hava tüpleri kullanılan tüm vücudu örten özel giysiler giyilmeli, aynı zamanda kumlama yapılan alandan toz yayılması engellenmelidir. Ama değil özel kıyafetler, en basit ağız maskeleri bile tedarik edilmemiş kot taşlama işçileri yoğun toza uzun saatler boyu maruz kaldıkları için şimdi hastalığın tehdidi altında.

Kaç İşçi Tehlikede, Ne Kadarı Hasta?

Çalışma Bakanlığı’nın tahminlerine göre, şimdiye kadar 5-10 bin tekstil işçisi bu işte çalıştırılmış. 2-3 ay gibi çok kısa sürelerde de olsa bu işi yapan binlerce işçi soludukları tozun yoğunluğu nedeniyle hastalık tehdidi altında yaşıyor. Sadece Bingöl’ün Karlıova ilçesinin, 300 haneli Taşlıcay Köyü’nde neredeyse her evde bir silikozis hastası var. Hasta işçilerin birçoğu silikozis daha önce bu işkolunda görülmemiş bir hastalık olduğu için yanlış teşhis mağduru. Yanlış teşhis konmuş ya da doktora gitmemiş işçilerin bir kısmı hastalıklarının nedenini bilmediğinden aynı iş koşullarında çalışmaya devam ediyor. Hastalığı teşhis edilmemiş ya da yanlış teşhis edilmiş işçiler nedeniyle silikozis hastası işçilerin sayısı tam olarak bilinemiyor, ancak binlercesinin hasta olduğu tahmin ediliyor. Sadece İstanbul’daki üç büyük hastanede (İÜ. Tıp Fakültesi, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi) bu yıl yüzü aşkın silikozis hastası yatış yapmış, bu rakama polikliniklerde ayaktan tedavi olan işçiler dahil değil. Son bir yıl içinde, sadece İstanbul’da tespit edilen ölüm sayısı yirmiyi aşkın, ancak rakam gerçekten oldukça uzak. Hasta işçilerden öğrendiğimiz teşhis konmadan ölen işçi arkadaşlarının sayısının daha fazla olduğu. Bunlar, sadece İstanbul’daki kayıtlı rakamlar, ancak durum İstanbul’la sınırlı değil. Sinop, Tokat, Bingöl, Siirt, Erzurum, Yozgat, Zonguldak ve Çorum’da da kot taşlama sonucu akciğerleri iflas edip memleketlerine dönen çok sayıda işçi var.

Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi

“Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi” Kuruldu!

Kot kumlama işçilerinin silikozis hastalığına karşı mücadelesi yeni başlamadı. Silikozis hastalığının kot taşlamaya/kumlamaya bağlı olarak da geliştiği 2004 yılından beri biliniyor. Bu zamana kadar, kot taşlama işçileriyle ilgili haberler yazılı ve görsel basında zaman zaman yer aldı. Ancak, tekstil sektöründeki uluslararası rekabet bu işin üzerinin örtülmesine sebep oldu. Ne işyeri güvenliği ve işçi sağlığını güvence altına almakla sorumlu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ne de hükümet bu işle ilgilendi, gencecik işçilerin ölümleri görmezden gelindi, olay hasıraltı edildi.

Kot kumlama İstanbul’un birçok semtinde yapılmaya devam ediliyor ve bu, başka işçilerin de silikozis hastası olmasına neden oluyor. Hasta işçilerin birçoğu çalışmaya devam edemiyor. Çoğu sigortasız çalıştırıldığı için sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor, yararlanabilenler de ancak yeşil kartın sınırlı hizmetinden yararlanıyor. Hukuki haklarını aramak isteyenler uzun ve karmaşık dava süreçlerinden yorgun düşmüş durumdalar, davasının bittiğini göremeden yaşamını yitirmiş işçiler var.

Bu duruma dur demek için Mayıs ayının başında İşçi Kardeşliği Partisi öncülüğünde silikozis hastası kot taşlama işçilerinin listesi çıkarılmaya başlandı, ne yazık ki liste her geçen gün kabarıyor. İşçilerle yapılan daha küçük toplantıların ardından, yaklaşık 70 kişilik bir listeye ulaşınca 25 Mayıs’ta işçilerin, yakınlarının ve avukatların katımıyla bir toplantı düzenlendi. 9 Haziran günü de bir basın açıklaması ile taleplerimizi ve bu mücadeleyi örgütleyecek “Kot kumlama işçileri dayanışma komitesi”nin kurulduğunu basına ve kamuoyuna ilan ettik, işçi sınıfından yana olan tüm güçleri yanımızda olmaya çağırdık.

 

Mehmet Bekir Başak Eski kot kumlama işçisi Komite üyesi
Abdülhalim Demir Eski kot kumlama işçisi Komite üyesi
İbrahim Kaya Eski kot kumlama işçisi Komite üyesi
Murat Sevgial Eski kot kumlama işçisi Komite üyesi
İsmail Hakkı Durgun Eski kot kumlama işçisi Komite üyesi
Yılmaz Kartal Eski kot kumlama işçisi Komite üyesi
Gazi Mert Eski kot kumlama işçisi Komite üyesi
Abdullah Kanat Eski kot kumlama işçisi Komite üyesi
İsmail Biçer Eski kot kumlama işçisi Komite üyesi
Cengiz Parlak Eski kot kumlama işçisi Komite üyesi
Prof.Dr.Zeki Kılıçaslan İÜ Tıp Fak.Göğüs Has.ABD öğretim üyesi, komite üyesi
Av.Özlem Ayata Özyiğit Komite üyesi
Av.Tanzer Güven Komite üyesi
Av.İbrahim Gönen Yöntem Komite üyesi
Selvi Özkardeşler İnsan Sağlığı ve Eğitimi Vakfı temsilcisi, komite üyesi
Prof. Dr. Işın Kılıçaslan İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesiİnsan Sağlığı ve Eğitimi Vakfı temsilcisi, komite üyesi
İkram Doğan Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği temsilcisi, komite üyesi
Cem Avcı Komite üyesi
Ümit Şahin Komite üyesi, Yeşiller Partisi eş sözcüsü
Yasemin Göksu Komite üyesi
Yeşim Yasin Komite üyesi
Engin Sedat Kaya Teksif, komite üyesi
Huri Vayiç Tekstil-sen, komite üyesi
Hasan Aktaş Tekstil, komite üyesi
Mehmet Demir Komite üyesi
Aydan Çelik Komite üyesi
Rauf Kösemen Komite üyesi
Göksel Bozkurt Parlamento Muhabirler Derneği Başkanı

Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi Çankaya Köşkü’ndeydi

Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e kot işçilerinin taleplerini iletmek için 17 Ocak’ta Çankaya Köşkü’ne bir ziyarette bulundu.

Ziyarette, Komite’nin çalışmaları ve kot kumlama işçilerinin yakalandığı silikozis hastalığı hakkında bilgi verildi. Türkiye’de şimdiye kadar 1388 kişinin silikozis hastalığına yakalandığı Meslek Hastalıkları Hastanesince tespit edilmiş ve 3 ile 5 bin arası hasta beklediklerini belirten komite üyeleri, Sağlık Bakanlığı’nın 2009 yılından itibaren kot kumlama usulüyle tekstil üretimini yasakladığını belirttiler.

Komite üyeleri, silikozis hastalığı günlük yaşam sırasında meydana gelecek bir hastalık olmadığını, sadece mesleksel maruziyet durumunda oluştuğunu ifade ettiler. Bu tıbbi gerçek ışığında, “Meslek Hastalıkları Hastanesi’nden silikozis raporu alan kot işçilerine iş göremez gelirinin bağlanması için, çalıştığını ispat yükümlülüğü kaldırılması ve sigortalılık veya fiili çalışmanın ispatının aranmaması” gerektiğini dile getirdiler ve bu taleplerinin bir yasal düzenlemeyle güvence altına alınmasını istediler.

Komite’yi dinleyen Cumhurbaşkanı Gül, işçilerin sorunlarıyla ilgileneceğini ve çözüm için Çalışma Bakanlığına talimat vereceğini açıkladı.